Ruhsal Bedensel
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ruhsal Bedensel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ana Sayfa Yazılar

Psikanaliz ve Yabancılaşma

Şükrü Alkan yazdı...

Yazılar
0
Psikanaliz ve Yabancılaşma
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Marks’ın yabancılaşma kavramını en ideal tanımı ile ele almak yerine, bu kavramın ifade ettiği ama pek az dillendirilen biçimi ile konuyu izah etmek istiyorum.

En basit anlamı ile yabancılaştırılmış – yabancılaşmış ve yabancılaşma, yapılan işin tüm getirisinin yani emeğin tümünün bir yabancıya bırakılmasıdır. Kısaca emek üretene değil emeği biriktirene yani yabancıya aittir. Emek, yabancı tarafından belirlenen çerçevede üretilir ve tüketimi ise artı değer sağlayan sermayenin akümülatif birikimi ile sağlanır. İş işçinin değil, kapitalindir. Daha açık bir deyimle; yabancılaşma bir duygu meselesi veya elen- hazin bir durum değildir. Daha çok ekonomik üretim süreçlerinin sonucu olarak yabancılaşma, doğal değil ama kültürel, hukuk ve ekonomik üretimin konsantre olduğu özel mülkiyetin karakteristik yapısının bir sonucudur.

Emeğin yabancı biri tarafından belirlenmesi demek emeğin karşılığını ve neticesinde hükmedilebilmesi için bir yabancının belirlemesi demektir. Bu içerikte olan üretim biçimi dolaylı rol oynayıp, ama aslında hukuken tam belirleyici rol alması ile ’emek’in üretene nesnel olarak yabancılaşmış olarak görünmesi bir problem, hatta bir dram olarak yansınmasına sebep olmaktadır. Yabancı ile vuku bulan bu süreç yabancılaşmaya ya da kişinin nesneye karşı yabancılaşmasına yol açmaktadır. Bir bakıma oluşan nesnenin kullanım değerinden çok, artı değerde ki yeri ve rolünün yabancı tarafından belirlenmesi meselesidir.

Güncel ve genel olarak yabancılaşan sadece emek’in kendisi değil, aynı zamanda cinsel hayatın kendisi de yabancılaşmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Özel mülkiyetin hukuki koşullarında yapılan evliliklere bir gözlem ile şu sonuca rahatlıkla varabiliriz: Evlilikte beklenen, yabacılaşmayı ortadan kaldırmak bir amaç olarak görünse de emek sözleşmesi ile cinsellik sözleşmesi aynı paralelde oluşturulan ‘mal-ım‘ sözleşmesini kültürel yobazlığın belirlediği cinsel objenin belirlenmesine yol açarak, bir yabancılaşma sürecinin sözleşmesi olarak emek ve cinsellik yabancılaşmaktadır ve monotonlaşmaktadır.

Cinsellik bir zorunluluk ve görev olarak faaliyet gösteriminde ise bu kişiden bağımsız ve kişinin oluşum sebeplerini ortadan kaldıran, kadını ve erkeği metalaştıran malzemeler olarak görmek pek doğal gelse de fatal-vahim sonuçları olan bu meselenin şiddetsiz geçmesini beklemek pek absurd olsa gerek…

Marksizm, her türlü yabancı tahakküme karşıdır ve yabancılaştırılan kadını kadınlıktan çıkaran erkeği adamlıktan atan bu tahakküm sistemine karşı her türlü demokratik eylem meşrudur ve hukukidir. Zira cinsel olgu özgür ve ötekinin salt arzusuna göre şekillenen bir olgu değildir. Her iki tarafın gerçek ve hakiki duyguları ile gelişen özgürce sevginin ifade edildiği devrimci bir eylemdir. Hiç kimse diğerinin malı değildir ve onun için de doğmamıştır. Sevmek, mal olunca değil, insan, kadın ve erkek olunca mümkündür.

İşte tam da bu bağlamda Marksizm, Psikanalizle buluşmaktadır:
Çünkü psikanaliz, haz ilkesinin doyuma ulaşabilmesi için cinselliğin tahakkümünü elinde bulunduran patriat=ataerkil egemenliğinin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir. Bir bakıma Üst-Ben’in ahlak anlayışını sorgulamayan bir insan kendisi olamaz ve kendini yaratamaz. Üst-Ben bir yabancı tahakkümün bir türüdür. Bu türden bir ahlak anlayışı türsel insanın erkek biçimini de özgür kılmaz.

Psikanaliz; egemen kapitalist anlayış karşısında maalesef ve adeta kapitülasyonlara imza atarak bugün itibari ile devrimci rolünden vazgeçmiştir. Yabancılaşmayı azaltacak ve dengeli bir seviyeye çekmek için psikanalize müthiş ihtiyaç duyulmaktadır.

Psikanaliz; kendini, çevresini ve dünyayı tanımak için bize-insana fevkalade önemli zeminler sunmaktadır: onun devrimcileştirilmesi, bireylerin özgür ve bağımsız düşünüp sorgulama eyleminden geçtiğini öncelikle vurgulamak isterim.

Her türlü yabancı tahakküm anlayışı ve dikte edilen her tür  tutum ve düşünce tarihin çöplüğüne atılması psikanalizin temel alan ve sorumluluğundadır.

Uzm. Psikoterapist Eğitmen Şükrü Alkan

Şükrü Alkan

Etiketler: PsikanalizYabancılaşma
PaylaşGönder

İlişkili Gönderiler

Çocuklarımızı Kim Büyütüyor?
Yazılar

Çocuklarımızı Kim Büyütüyor?

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır
Yazılar

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?
Yazılar

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?

Sonraki Yazı
Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman

Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman’ın 'Psychiatria' Eseri

Limonlu Su

Sabahları Neden Limonlu Su İçmeliyiz?

Sağlık Turizmi

Sağlık Turizmi İçin Her Branştan Tek Hekim Planı Yürürlüğe Girdi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Instagram

Önerilen

Antisosyal

Antisosyal Kişiliğin En Önemli Özelliği; ‘Güçlü Hissetme İhtiyacı’

56 yıl önce
Shell Shock Ve Panik Atak: İki Çağın Sessiz Çöküşü

Shell Shock Ve Panik Atak: İki Çağın Sessiz Çöküşü

56 yıl önce
‘Biz Neyiz? Beyin, Psikanaliz ve İnsan Kültürleri’

‘Biz Neyiz? Beyin, Psikanaliz ve İnsan Kültürleri’

56 yıl önce
Sezgisel Beslenme

Sağlıklı Yaşamın Formülü: Sezgisel Beslenme

56 yıl önce

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster

Öne Çıkanlar

Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne Seçildi

Çocuğunuz Sakız Çiğnemeyi Seviyorsa Bu Detaylara Dikkat Edin

‘Obezite: Görünmeyen Gerçekler’ Deneyim Alanı Hope Alkazar’da

Ruhsal Dayanıklılık Ve Kendini Keşfetme Üzerine: ‘Kılavuz’

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?

Trendler

Çocuklarımızı Kim Büyütüyor?
Yazılar

Çocuklarımızı Kim Büyütüyor?

Yazar ruhsalbedensel
0

Çocuklarımızı Kim Büyütüyor? - Etingü Dönmez Durgun yazdı. Bugün çocuk yetiştirmek, geçmişe göre çok daha zor bir...

‘Toplumsal Stres Arttıkça Sabır Eşiğimiz Düşüyor’

‘Toplumsal Stres Arttıkça Sabır Eşiğimiz Düşüyor’

Türkiye İlaç Sektörü, Dijital Uyum Ve Veri Bütünlüğü Gündemiyle İstanbul’da Buluştu

Türkiye İlaç Sektörü, Dijital Uyum Ve Veri Bütünlüğü Gündemiyle İstanbul’da Buluştu

Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, ABD Ulusal Bilimler Akademisi'ne seçildi

Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne Seçildi

Çocuğunuz Sakız Çiğnemeyi Seviyorsa Bu Detaylara Dikkat Edin

Çocuğunuz Sakız Çiğnemeyi Seviyorsa Bu Detaylara Dikkat Edin

Ruhsal Bedensel

Birbirini besleyen ‘Ruh’ ve ‘Beden’in sağlıklı gelişimine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Takipte Kalın…

  • Çocuklarımızı Kim Büyütüyor?
  • ‘Toplumsal Stres Arttıkça Sabır Eşiğimiz Düşüyor’
  • Türkiye İlaç Sektörü, Dijital Uyum Ve Veri Bütünlüğü Gündemiyle İstanbul’da Buluştu

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel

© 2026 Tüm Hakları Saklıdır.

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar

© 2026 Ruhsal Bedensel Tüm Hakları Saklıdır..