Kısırlık Ve Gebelik Sürecinde Risk Faktörü Olabilir
Kadınlarda üreme çağında en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerin başında gelen miyomlar, yaşam boyunca yaklaşık her üç kadından birinde ortaya çıkabiliyor. Düzensiz ve şiddetli adet kanamalarına, kısırlığa ve gebelik sürecinin riskli geçmesine yol açabilen miyomların düzenli takibi büyük önem taşıyor. Daviva Avcılar Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Bülent Çakmak, miyomların nedenleri, belirtileri ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.
Hormon bağımlı tümörlerdir
Miyom, rahmin düz kas hücrelerinden köken alan ve kanser olmayan iyi huylu tümörlerdir. Kadın üreme çağının her döneminde görülebilmekle birlikte özellikle bu süreçte daha sık karşımıza çıkmaktadır. Miyomların nasıl geliştiği net olarak bilinmese de genetik yatkınlık, ırk, yaş, aile öyküsü, metabolik etkenler ve hormonal faktörler gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Östrojen gibi hormonlara bağımlı tümörler oldukları için en çok üreme çağında görülür, menopoz sonrasında ise doğal olarak küçülme eğilimine girerler.
Miyomlar büyük ölçüde iyi huyludur ve doğrudan kansere dönüşmesi şeklinde bir süreç kabul edilmemektedir. Ancak çok nadir görülen kötü huylu rahim tümörleri (leiomyosarkom) başlangıçta miyom ile karıştırılabileceğinden, şüpheli durumlarda ayrıntılı inceleme gerekir.
Menopoz sonrasında büyüyen bir rahim kitlesi mutlaka kanser anlamına gelmez fakat nadir görülen kötü huylu tümörlerin ekarte edilmesi amacıyla uzman hekim tarafından titizlikle değerlendirilmelidir. Hızlı büyüme tek başına bir kanser göstergesi olmasa da özellikle menopoz sonrası dönemde büyümeye devam eden kitlelerin yakından takip edilmesi hayati önem taşır.
Yerleşim yerine göre aşırı kanama, ağrı ve bası şikâyetleri görülebiliyor
Miyomların yol açtığı klinik belirtiler, rahimde bulundukları konuma ve boyutlarına göre değişkenlik göstermektedir. Rahim boşluğu içinde (submüköz), rahim duvarında (intramural), rahim duvarı dışında (subseröz), rahim ağzında (servikal) veya karın içinde (parazitik) yerleşebilirler. En yaygın belirti düzensiz ve şiddetli adet kanamalarıdır. Rahim boşluğundaki miyomlar ara kanama, aşırı ve uzun süren kanamalara neden olurken; rahim duvarı içindekiler yoğun adetkanamalarına, rahim ağzındakiler ise sürekli lekelenme ve ilişki sonrası kanamalara yol açabilir. Bu aşırı ve uzun kanamalar zamanla derin demir eksikliği ve kansızlığa (anemi) zemin hazırladığından hastaların kan değerleri mutlaka kontrol edilmelidir.
Kanamaların yanı sıra miyomlar pelvik ağrı, karında kitle hissi ve çevre organlara bası bulguları oluşturabilir. İdrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma ve idrar kaçırmaya; kalın bağırsağa bası yaparak kabızlık ve bağırsak düzeni değişikliklerine yol açabilmektedir.
Kısırlık ve gebelik sürecinde risk faktörü olabiliyor
Özellikle rahim boşluğuna doğru büyüyen, rahim iç duvarına baskı yapan ve organın anatomik şeklini bozan aşırı büyük miyomlar kısırlığa (infertilite) neden olabilmektedir. Gebelik sürecinde ise miyomların boyutlarında değişiklikler görülebilir; hormonların etkisiyle bazıları büyürken bazıları aynı kalabilir veya küçülebilir. Miyomun büyüklüğü, sayısı ve yerleşimi gebeliğin seyrini etkileyebilmekte; erken doğum, bebeğin rahimdeki pozisyonunun bozulması, doğum şeklinin değişmesi ve doğum sonu kanama riskini artırabilmektedir. Ancak miyomu bulunan her gebede bu komplikasyonların mutlaka ortaya çıkacağı düşünülmemelidir.
Her miyom tedavi gerektirmez: İlaç ve takip seçenekleri
Miyom saptanan her hastanın mutlaka tedavi edilmesi gerekmez. Herhangi bir şikâyete yol açmayan odaklar düzenli takip edilebilir. Tedavi kararı; hastanın şikâyetleri, miyomun boyutu, yerleşimi, hastanın yaşı, kansızlık tablosu ve çocuk sahibi olma isteği göz önünde bulundurularak kişiye özel verilir. Tedavide ilaç seçenekleri miyomları tamamen yok etmek için değil; aktif kanamayı durdurmak, orta ve ağır şikâyetleri kontrol altına almak veya planlanan cerrahi öncesinde kitleyi küçültmek amacıyla uygulanır. Şiddetli ve ağrılı kanamalar, tedaviye dirençli kansızlık, bası şikâyetleri ve yaşam kalitesini bozan durumlarda ise cerrahi veya girişimsel yöntemler devreye girer.
Kapalı cerrahiler hızlı iyileşme sağlıyor
Cerrahi tedavide hastanın durumuna göre yalnızca miyomun çıkarılması (myomektomi) veya rahmin tamamen alınması (histerektomi) tercih edilir; seçilmiş vakalarda damar tıkama (embolizasyon) ve ablasyon yöntemleri de alternatif sunar. Rahim ağzından dışarı çıkan miyomlar vajinal yoldan çıkarılırken; rahim boşluğundaki miyomlar vücutta hiçbir kesi yapılmadan kameralı optik sistemle girilerek uygulanan histeroskopik cerrahi ile güvenle temizlenir.
Rahim duvarındaki ve dışındaki miyomlarda ise karından yapılan ameliyatlar uygulanır. Uygun hastalarda açık cerrahi yerine laparoskopik veya robotik gibi kapalı cerrahi teknikler öne çıkmaktadır. Kapalı operasyonlar; ameliyat sırasında daha az kanama, dokularda minimum yapışıklık, belirgin yara izinin olmaması, operasyon sonrası çok daha az ağrı ve günlük yaşama hızlı dönüş gibi büyük konfor avantajları sağlar. Çocuk istemini tamamlamış, aşırı büyük ve rahim yapısını ileri derecede bozmuş çoklu miyom varlığında ise rahmin tamamen alınması açık ya da kapalı yöntemlerle gerçekleştirilebilen diğer bir cerrahi seçenektir.
14. Boğaziçi Film Festivali’nin Açılış Filmi ‘Diva: Ümmü Gülsüm’ Olacak
















