Bugün…
Yıllar sonra bir hücre kapısı gıcırdayarak aralanmış gibi kaldırdım başımı göğe. Zamanın içinden sızan bir mahpusun hasretiyle… Meğer ne kadar özlemişim seni. Ne kadar uzun zamandır unutur gibi yapmışım…
Oysa çok da uzak değildi, belki birkaç yüz bin yıl önceydi — senin benim tamamlayıcım, içimin sonsuz aynası olduğunu söyleyişin. Ah, nasıl unutturmuşlar… Nasıl unutmuşum…
Nasıl da içime, göz hizamın altına çekilmiş bir baş gibi indirmişler seni. Ve ben nasıl müsaade etmişim buna. Senden uzaklaştığım her an kendimi yitirmişim, nasıl olur da fark etmemişim bunu…
Ama şimdi… Şimdi içime dolan o tanıdık mavilikte, başımı yeniden kaldırıyorum. Alçalmış bakışlara, eğilmiş omuzlara, kırılmış benliğime inat… Gururla birleştiriyorum gözlerimi seninle. Nasıl özlemişim içimi dolduran ferahlığını ve fısıldayışını; OLUR HER ŞEY OLUR, GEÇER HER ŞEY GEÇER. SEN YETERKİ TESLİM OL deyişini… Senin sonsuzluğunda yeniden kendimi buluyorum.
Benden, kendimden af dilememi isteyeceksin belki. “Sen ettin, sen buldun.” diyeceksin.
Ama ben biliyorum, Sesin yargı değil şefkat olacak. Dokunuşların, kanayan yanlarımı usulca saran bir rüzgâr gibi…
“Bilemedim.” diyeceğim sana.
“Bilseydim… seni unutur muydum? İzin verir miydim içimde seni kirletmelerine. Gökyüzünü sıradanlaştırmalarına, ‘Altı üstü gökyüzü işte’ diyerek geçip gitmelerine?”
Oysa sen, varlığınla insanı hiçliğine kavuştururken bile onu bir sonsuzlukla kutsuyorsun. Sonsuz bucaksız bana ait olduğunu söylüyorsun. Görebilen, hissedebilen herkes kadar…
Affet…
Bu kadın artık izin vermeyecek sana uzanan ellerin hoyratlığına. Hiç kimse, hiçbir şey seni kirletemeyecek onun gözünde. Çünkü ben, kararlarını ani gibi görünen ama yıllar boyunca biriktirilmiş susuşlardan doğuran kadınım.
Yolumu her zaman sen bilirdin, ben unutsam bile.
Teşekkür ederim. Varlığın için. Hâlâ orada durduğun ve hâlâ beni beklediğin için.
Şimdi işte tam buradayım. Elimde tenimi yakan anlardan kalan, sönmeye yüz tutmuş bir son nefes… Ama bu kez içime çektiğim şey acı değil, senin sonsuzluğun. Ve artık yüreğime hiçbir zehir işlemeden, seni tüm varlığımla selamlıyorum. Varlığımı senden öteye taşıyacak her şeye veda ederek kendimde seni buluyorum.
Elif Doruk

















