Çocuklarımızı Kim Büyütüyor? – Etingü Dönmez Durgun yazdı.
Bugün çocuk yetiştirmek, geçmişe göre çok daha zor bir sorumluluk haline geldi. Çünkü artık çocuklarımız yalnızca büyümüyor aynı zamanda sürekli maruz kalıyor; görüntülere, seslere, akımlara, dayatılmış yaşam biçimlerine, hız kültürüne, haz odaklı bir dünyaya. Ve bu maruziyet, çocukların sadece davranışlarını değil, ruhsal gelişimini, duygu dünyasını, dikkat kapasitesini, bağ kurma biçimini ve karakter yapılanmasını doğrudan etkiliyor.
Bir psikoterapist olarak şunu çok net görüyorum: Bugün birçok çocuk fiziksel olarak ailesinin yanında büyüyor ama duygusal olarak yalnız yetişiyor. Çünkü modern dünyanın en büyük sorunu teknolojinin varlığı değil, denetimsizliği. Çocukların yaşına, ruhsal gelişimine ve psikolojik kapasitesine uygun olmayan içeriklere sınırsız şekilde ulaşabilmesi. Saatlerce ekrana maruz kalan bir çocuk zamanla gerçek hayatın ritmini kaybetmeye başlıyor. Beklemeye tahammülü azalıyor, duygusal dayanıklılığı zayıflıyor, hızlı tüketmeye alışan bir zihin, derinleşmeyi unutuyor.
Bugün çocukların çoğu sıkılmayı bilmiyor.
Canı sıkılan çocuk hemen ekrana yönlendiriliyor.
Sessiz kalan çocuk hemen oyalansın isteniyor.
Ağlayan çocuk hemen susturulmaya çalışılıyor.
Fakat insan ruhu tam da o sessizlik anlarında gelişir. Çocuk hayal kurmayı, üretmeyi, düşünmeyi ve duygularını tanımayı biraz da boşlukta öğrenir. Sürekli uyaran altında kalan bir zihin ise zamanla kendi iç sesini duyamaz hale gelir.
Şu an yeni bir nesil büyüyor: Daha çok izleyen ama daha az hisseden, daha çok paylaşan ama daha az bağ kuran, daha çok konuşan ama iç dünyasını tanımayan bir nesil!
Sosyal medya çocuklara sadece içerik sunmuyor, aynı zamanda kim olmaları gerektiğini de dayatıyor. Nasıl görünmeleri gerektiğini, nasıl konuşmaları gerektiğini, neyin değerli olduğunu sürekli fısıldıyor. Bu baskının altında büyüyen çocuklar, çok küçük yaşlarda yetersizlik hissiyle tanışıyor. Kendini kıyaslayan, sürekli onay arayan, görünür olmaya çalışan ama içsel olarak değersizlik yaşayan çocukların sayısı her geçen gün artıyor.
Bir annenin gözünden baktığımda ise en acı tablo şu: Aynı evin içinde birbirinden uzaklaşan aileler günden güne çoğalıyor. Anne mutfakta, baba telefonda, çocuk kendi ekranında. Herkes aynı çatının altında ama kimse birbirinin ruhuna dokunmuyor!
Çocuk için en güvenli yer, anne babasının sesi, bakışı ve ilgisidir. Bir çocuk annesinin yüzündeki huzurdan dünyayı güvenli algılar. Babanın ilgisinden kendi değerini öğrenir. Fakat ekranların büyüttüğü çocuklar, duygusal teması giderek daha az deneyimliyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda yalnızlık hissi, öfke problemleri, dikkat dağınıklığı, kaygı bozuklukları ve ilişki kurmakta zorlanma gibi birçok sorunun temelini oluşturabiliyor.
Bugün anne babaların çocuklarına vereceği en büyük şey maddi imkân değildir.
En pahalı okul değildir.
En yeni telefon hiç değildir.
Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, güvenli bağ kurabildiği bir aile ortamıdır. Dinlenildiğini hissetmek, görülmek, anlaşılmak, değerli hissetmektir. Çünkü çocukluk döneminde yeterince görülmeyen bir çocuk, ilerleyen yaşlarda sürekli görünür olmaya çalışır. Yeterince duyulmayan bir çocuk, bir ömür boyunca onay arar. Sevgiyle sınır koyulmayan çocuk ise hayatın gerçekleriyle karşılaştığında savrulmaya daha açık hale gelir.
Bu nedenle çocukları korumak sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Ruhunu korumaktır. Zihnini korumaktır. Kalbini korumaktır.
Her trend çocuk için uygun değildir.
Her yenilik gelişim değildir.
Her özgürlük sağlıklı değildir.
Bazen bir çocuğu korumak, “hayır” diyebilmektir.
Bazen elinden telefonu almak sevgisizlik değil, sorumluluktur.
Bazen ekranı kapatıp gözlerinin içine bakmak, bir çocuğun ruhunu iyileştiren en güçlü şeydir.
Çocuklarımız bizden kusursuz olmamızı beklemiyor.
Gerçek olmamızı bekliyor.
Yanlarında olmamızı bekliyor.
Onları gerçekten fark etmemizi bekliyor.
Çünkü çocuklar söyleneni değil, yaşatılanı büyütür içinde.
Ve bir gün dönüp baktığımızda çocuklarımızın hafızasında kalacak şey aldığımız eşyalar değil, hissettirdiğimiz duygular olacak.
Unutmayın:
“Çocuklarımıza bıraktığımız en büyük miras onları bu dünyanın içinde kaybetmeden büyütebilmektir.”
Etingü Dönmez Durgun
Psikoterapist & Pozitif Psikoloji Uzmanı















