Ruhsal Bedensel
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ruhsal Bedensel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ana Sayfa Yazılar

Var Olmak Ve Yaşamak Üzerine

Burçin Bozkan yazdı...

Yazılar
0
Var Olmak Ve Yaşamak Üzerine
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Var olmak anın güzelliğini görmektir; yaşamak ise o anın tadını şükürle çıkarmaktır.

Belki de insanlığın yaptığı en büyük hatadır sürekli olarak “ne olacak, nasıl olacak” diye düşünmek. Medenileşmek, gelişmek, ilerlemek uğruna, yaradılışın bir parçası olmak yerine sistemin kölesi haline geldik. Ruhumuzu unutmuş, ezberci zihinlere dönüştük. Her şeyi maddeden ibaret sanıp, egomuzu diplomalarla, bedenimizi markalarla, varlığımızı parayla süsledik. Kalbimize, hayallerimize, asıl amaçlarımıza perdeleri çektik. Sahi, neydi “amaç”? Durup bir an bile düşünmedik. “Normal” adı altında kalıplar geliştirdik ve uymayanı reddettik, ötekileştirdik. Alanımızı, algılarımızı gitgide daralttık. E amaç gelişmek değil miydi? Kendi yarattığımız sistemin ironisinde boğulduk; yani kendi kuyumuzu kendimiz kazdık. Şimdi de kurtulmak için gelecekten başka bir şeyi düşünemez olduk. Anda kaybolduk. “İyi diyelim iyi olsun” en favori cümlemiz oldu.

Sahi, neydi “iyi”? Unuttuk. Biz birçok şeyi unuttuk; en başta kendimizi, sevgiyi hatta kendimizi sevmeyi bile unuttuk. Sonra başkalarını sevmekten de korkar olduk. Gözün görmediğini yok saydık, daha doğrusu yok sandık. Güvende olmak adına bencilleştik çünkü artık olay sadece hayatta kalmaktı. Anlamlar kalkmıştı, yok olmuştu. Bir deri bir kemik kalmıştık işte sonunda; bir hayli de sevgisiz.

Sürekli bir şeylerin peşinde koştuk. Zorla oldurmaya çalıştık. Zorla güzellik olmayacağını da unutmuştuk. Prestij en önemlisiydi çünkü ve zafere giden her yol mübahtı… İyilikten maraz doğar diyerek umursamazlığa yöneldik; bana dokunmayan yılan bin yaşasın! Böylece başladık karanlığı beslemeye. Alaca karanlığa bürününce köklerimiz sevgisiz, cansız kaldı. İçimizde korkuları, kaygıları büyüttük durduk. Bir şeyler yanlıştı içten içe… Hep bildik ama kendi yarattığımız gerçekliğe dil de uzatamaz olduk. Düzen böyle yapacak bir şey yok. Kurtaracak birisi lazımdı. Sen soktun sen çıkar Ya Rab! Ancak ilahi bir dokunuş lazım. Elimizi taşın altına koymayı da unutmuştuk, zaten alnımızda yazılanın ötesi de yoktu. Dolayısıyla sormaya, anlamaya, kafa yormaya da gerek yoktu. Teslimiyet dedikleri gerçekten bu muydu? Yoksa bu korkudan gelen çaresizlik miydi? Sorulacak daha bir sürü soru vardı aslında. Değişim için heyecanlanan bir sürü ruh ama kendini görmez olmuştu. İşte bu gözler Yaratıcı’nın eşsiz ve kıymetli parçası… Halbuki bütün cevaplar insanın kendi içinde ama biz ne olduğumuzu da unuttuk.

Doğanın bir parçası olmayı unuttuk. Onun bize sunduğu güzellikleri, mucizeleri göremez hale geldik. Teknoloji ve modernleşme adı altında beton yığınlarının içinde sıkışıp kaldık. Doğadan, topraktan, ağaçlardan kopup, onların sesini unuttuk. Şehirlerin gürültüsünde, kalabalıkların içinde yalnızlaştık. Kendimize ve birbirimize yabancılaştık.

Sevgi ve şefkat yerine, başarı ve güç peşinde koşmayı tercih ettik. İnsan olmanın, insanca yaşamanın değerini unuttuk. Hep daha fazlasını isterken, elimizdekilerin kıymetini bilemedik. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, birlikte olmanın güzelliğini unuttuk. Bencilleştik, yalnızlaştık, mutsuzlaştık.

Şimdi geçmişe dönüp baktığımızda, ne kadar çok şeyi unuttuğumuzu görüyoruz. Oysa hayat, anı yaşamak ve o anın güzelliklerini görebilmekle anlam kazanır. Var olmanın, şükretmenin ve sevebilmenin değeri hiçbir şeyle ölçülemez. Ancak bunu fark ettiğimizde gerçekten yaşamaya başlarız.

Ne diyelim o zaman; hepimize geçmiş olsun. Umut edelim ki bir gün herkes hakikat yolunu bulsun. Gerçek anlamda yaşamayı, sevmeyi ve şükretmeyi hatırlayalım. Kendimize, birbirimize ve doğaya yeniden bağlanalım. İçimizdeki sevgiyi, şefkati ve huzuru keşfedelim. Geleceği düşünmek yerine, anı yaşayalım ve o anın tadını çıkaralım.

Umutla ve hatırlamak dilekleriyle.

Burçin Bozkan

PaylaşGönder

İlişkili Gönderiler

Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir
Yazılar

Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir

Kendi Gücünü Keşfetme Sanatı: Mermer Yontucusunun Yolculuğu
Yazılar

Kendi Gücünü Keşfetme Sanatı: Mermer Yontucusunun Yolculuğu

Altın Kafesteki Sessizlik
Yazılar

Altın Kafesteki Sessizlik

Sonraki Yazı
Kan Bağışı Yapmak, Kalp Ve Karaciğer Sağlığını Destekler

Kan Bağışı Yapmak, Kalp Ve Karaciğer Sağlığını Destekler

'Organik Beslenmeyi Meyve Sebze Tüketmek Sanıyoruz'

'Organik Beslenmeyi Meyve Sebze Tüketmek Sanıyoruz'

Ruhsal Bozukluk: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu

Ruhsal Bozukluk: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Instagram

Önerilen

Maymun Çiçeği Virüsü Pandemi Etkisi Yaratır Mı?

Maymun Çiçeği Virüsü Pandemi Etkisi Yaratır Mı?

56 yıl önce
Çocuklarda Sanal Oyun Bağımlılığının İlacı Gerçek Oyun

Çocuklarda Sanal Oyun Bağımlılığının İlacı Gerçek Oyun

56 yıl önce
‘Doktordan Az Kullanılmış’

‘Doktordan Az Kullanılmış’

56 yıl önce
Alın Kırışıklıkları

Alın Kırışıklıkları Neden Olur?

56 yıl önce

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster

Öne Çıkanlar

‘Yeni Nesil Tütün/Nikotin Ürünlerinin Piyasaya Arzı Suçtur’

‘Ruh Sağlığı Bir Lüks Değil, Yaşam Kalitesinin Temeli’

Satın Almadan Önce ‘Dur, Düşün’: Gerçekten İhtiyacın Var Mı, Yoksa Moralin Mi Bozuk?’

Central Hospital’da ‘Doğudan Batıya Çocuk Gözünden Geleceğin Dünyası’ Sergisi

Kendi Gücünü Keşfetme Sanatı: Mermer Yontucusunun Yolculuğu

Altın Kafesteki Sessizlik

Trendler

Behçet Hastalığını Tanımlayan İlk Hekim: Prof. Dr. Hulusi Behçet
Genel

Behçet Hastalığını Tanımlayan İlk Hekim: Prof. Dr. Hulusi Behçet

Yazar ruhsalbedensel
0

Behçet Hastalığını Tanımlayan İlk Hekim: Prof. Dr. Hulusi Behçet Bugün, Türk tıbbının dünya çapındaki en önemli isimlerinden...

Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir

Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir

Kadınların En Büyük Yanılgısı: 'Süper Kadın' Olma Hazzı

Kadınların En Büyük Yanılgısı: ‘Süper Kadın’ Olma Hazzı

‘Yeni Nesil Tütün/Nikotin Ürünlerinin Piyasaya Arzı Suçtur’

‘Yeni Nesil Tütün/Nikotin Ürünlerinin Piyasaya Arzı Suçtur’

‘Ruh Sağlığı Bir Lüks Değil, Yaşam Kalitesinin Temeli’

‘Ruh Sağlığı Bir Lüks Değil, Yaşam Kalitesinin Temeli’

Ruhsal Bedensel

Birbirini besleyen ‘Ruh’ ve ‘Beden’in sağlıklı gelişimine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Takipte Kalın…

  • Behçet Hastalığını Tanımlayan İlk Hekim: Prof. Dr. Hulusi Behçet
  • Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir
  • Kadınların En Büyük Yanılgısı: ‘Süper Kadın’ Olma Hazzı

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel

© 2021 Tüm Hakları Saklıdır.

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar

© 2022 Ruhsal Bedensel Tüm Hakları Saklıdır..