Kadının Tarihi Bir Günün Değil, Bir Direncin Ve Bir Emeğin Tarihidir – Etingü Dönmez Durgun yazdı…
Bugün Kadınlar Günü.
Bir günü kutlamak bazen bir tarihi, bir mücadeleyi ve bir gerçeği hatırlamak için iyi bir fırsat olur. Kadınların emeği, sabrı, üretme gücü ve direnci yüzyıllardır toplumların sessiz ama en güçlü temelini oluşturur. Hayatı büyüten, zor zamanlarda ayakta tutan ve geleceği şekillendiren bu güç çoğu zaman görünmez kalır fakat bir toplumun gerçek ilerleyişi kadınlarının azmi ve bilinciyle ölçülür.
Ben çocukken babam bana sık sık Halide Edib Adıvar’ı anlatırdı. Onu yalnızca bir yazar olarak değil, bir toplumun ruhunu uyandıran güçlü bir kadın olarak anlatırdı. Kurtuluş yıllarında insanların umudunun zayıfladığı zamanlarda meydanlarda konuşan, kalemiyle düşünceyi diri tutan, insanlara kendi değerlerini hatırlatan bir kadından söz ederdi. Babamın anlattığı hikayelerde bir kadının gücünün nasıl yalnızca kelimelerle bile bir milleti ayağa kaldırabileceğini anlamaya başlardım.
Yıllar geçtikçe bu hikâyelerin anlamı daha da derinleşti. Çünkü bir kadının değeri hiçbir zaman dış görünüşle ölçülemez. Tarih boyunca kadınlar üretmiş, düşünmüş, mücadele etmiş ve toplumların yönünü değiştiren kararlılıklar göstermiştir. Bir milletin gelişmesinde kadınların emeği, sabrı ve çalışkanlığı her zaman görünmez ama vazgeçilmez bir temel olmuştur.
Bugün ise kadınların özgürlüğü çoğu zaman kıyafetler üzerinden tartışılıyor. Açık ya da kapalı olmak sanki özgürlüğün ölçüsüymüş gibi konuşuluyor. Bir kumaşın uzunluğu ya da kısalığı üzerinden yapılan tartışmalar insanın düşüncesini, emeğini ve potansiyelini gölgede bırakabiliyor.
Toplumlar özgürlüğü semboller üzerinden tartışmaya başladığında insanlar birbirlerini fikirleriyle değil, görüntüleriyle değerlendirmeye başlar. Bu yaklaşım zamanla düşüncenin geri planda kalmasına ve insanların birbirinden uzaklaşmasına neden olur. İnsan kendini başkalarının bakışıyla tanımlamaya başladığında iç sesini yavaş yavaş kaybeder.
Gerçek özgürlük insanın kendi düşüncesini kurabilmesinde, kendi vicdanıyla karar verebilmesinde ve kendi yolunu seçebilmesinde ortaya çıkar.
Kadının gücü de tam olarak burada saklıdır, düşüncesinde, emeğinde, üretme kararlılığında ve hayatı dönüştürebilme cesaretinde.
Kadının tarihi yalnızca bir günün değil, bir direncin ve bir emeğin tarihidir. Her nesilde yeni kadınlar bu mirası taşır, çalışarak, üreterek, düşünerek ve cesaretle var olarak.
Kendinizi fark edin.
Kendinize güvenin.
Düşünmeye yönelin.
Değişimin ilk adımını kendi içinizde başlatın.
Açmak ya da kapamak özgürlüğün ölçüsü değildir.
Özgürlük, insanın kendi iradesiyle yürüyebildiği yolda kendisi olarak var olabilmesidir.
Etingü Dönmez Durgun
Psikoterapist & Pozitif Psikoloji Uzmanı


















