Işığına Karanlık Lazımdı – Adem Alibaş yazdı…
Gel şöyle dostum…
Anlaşılan kimseler seni duyumsamamış. Karanlığın cezbetti beni doğrusu.
Bakma öyle şaşkın şaşkın. Şimdi sana ‘derdine derman olmaya, yarana merhem olmaya geldim’ gibi büyük cümleler kurmayacağım.
Bak uzun yoldan geldim. Sen kadirşinas birine benziyorsun, bunca yolun nefesini ‘bir şeyim yok’ deyip boşa çıkartmazsın.
Beni tanımıyorsun biliyorum, belki uzun uzun anlatamazsın, ben sorayım sen cevapla istersen:
Kırgın mısın? Evet.
Kızgın mısın? Evet.
Yorgun musun? Evet.
Yarınsız mısın? Evet.
Peki!
İhanet ettin mi? Hayır.
Umutlarla oynadın mı? Hayır.
Yarı yolda bıraktın mı? Hayır.
Sevgini sunmakta cimrilik ettin mi? Hayır.
Evetinde de, hayırının da altında sevdiklerinin imzası var değil mi? Evet.
Anlam veremiyorsun bunca olan bitene!
Burası dünya dostum… Burada her şey zıttı ile kaimdir.
Böylesi pırıl pırıl pırıldayan kalbe biraz karanlık lazımdı.
O karanlık seni yutmaya gelmedi. Bilakis o güzelim kalbindeki ışığı daha da aydınlatmaya geldi.
Varlığın, kaç umutsuzun umudu, nice yarınsızın yaşama tutunma sebebi, kaçının ihanet yarasının merhemi biliyor musun?
Ha birde düşünsene;
Birinin ışığına karanlık olmamışsın. Az önceki evetlerinin, hayırlarının yaşayanı değil de sebebi olsaydın işte o zaman düşün derdim.
Beni sana çeken şey karanlığın değil, ışığınmış demek kİ!
Ama karanlığın olmasaydı kalbi pırlanta gibi ışıldayan seni nasıl fark edebilirdim ki?
‘Bir ben miyim, acaba kaç kişiyiz?’ diye içten içe soruyordum kendime
Evet varmışız, yalnız değilmişim!
Onca uzun yolu gelmeme değdi.
Misafirperverliğini anlamını bulacak her yerde anlatacağım söz:
Karanlığımı aydınlattığın için teşekkür ederim.
Adem Alibaş
Yaşam Rehberi

















