“Ben”cilik İçermeyen Benlik – Adem Alibaş yazdı…
Köşe bucak kaçıp durduğumuz, bir türlü susturamadığımızı sandığımız ama çoğunlukla iyiyi, güzeli fısıldayan kalbimize doğru uzanıverelim…
Kahvelerimiz hazır mı?
Hazırsa, hadi çıkalım.
Günümüzün trend kelimesi: ‘narsizm’
Hemen hepimizin az çok malumu olduğu ‘duygu kanseri’
Kalbimizin derinliklerine adım adım ilerlerken bu kanserli dokuya bulaşmadan adımlarımızı usul usul atalım. (bizi duyabilir).
Kalbimizin kapısına vardık, bakalım içeride bizi neler bekliyor?
Biraz dağınık ortalık sanki… Bir el atalım, toparlayalım, etraf açılsın.
Nereden başlamalı?
Durun! Bir pusula getirdim. Bakalım işe yarar bir şey var mı?
Michelangelo’ya “Davud heykelini nasıl yaptınız?” diye sormuşlar.
“O zaten kayaların arasında saklıydı, sadece etrafındaki fazlalıkları attım, ortaya çıktı” demiş.
Biz de o zaman kalbimizin neredeyse bütününü kaplayan “ben”ciliği kaldırmakla başlayalım.
Bir koku alıyor musunuz siz de?
Sanki içerisi bencillik kokuyor…
Şu gönül penceremizi açalım, içeriye taze mevsim kokusu girsin.
Oh, biraz ferahladı ortalık.
Tamam… Fazlalıkları attık. İyi hoş da bizden başkaları da gelecek her nihayetinde… Nerede ağırlayacağız? Ayakta bekletmek de olmaz.
Ne yapsak?
Şu sağ köşeye diğerkâm olmayı koyalım, zerafeti de şöyle tam ortaya yerleştirelim.
Hah, çok güzel durdu değil mi?
Biraz da umut kokuları serpiştirelim, harika…
Radyoyu da açalım… Aaa, o hcaz parça!
Bakın, bakın, ne diyor:
“Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı içinde salınan yar olmayınca…”
“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge,
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.”
Son bir iş kaldı.
Bu yazıyı gönül kapımıza asmazsak olmaz:
“Edeple gelen, lütufla döner.”
Kahveleriniz bitti sanırım.
Hadi, kalın sağlıcakla…
Adem Alibaş
Yaşam Rehberi


















Bir çoğumuzun farkında olmayıpta yaşadığı konulara değinmişsin yine tebrik ederim Adem hocam