Ruhsal Bedensel
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ruhsal Bedensel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
Ana Sayfa Söyleşi

Sadık Cesur: ‘İyileşmek, Bazen Birlikte Bilmemeyi Kabullenmektir’

Söyleşi: Elif Doruk

Söyleşi
0
Sadık Cesur: 'İyileşmek, Bazen Birlikte Bilmemeyi Kabullenmektir'
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sadık Cesur:
‘İyileşmek, Bazen Birlikte Bilmemeyi Kabullenmektir’

İnsanı anlamak, sadece semptomları çözmekle değil, onun ruhsal derinliklerine cesaretle inmeyi gerektirir. Psikoterapist Sadık Cesur, mesleki yolculuğuna Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak başlamış; ardından bütüncül psikoterapi, hipnoterapi, şema terapisi ve bağlanma temelli yaklaşımlar gibi birçok farklı alanda derinleşmiştir. Bilimsel titizliği insani sıcaklıkla buluşturan bir terapist olarak, “her danışanda yeniden insan olmayı” ilke edinen Cesur, terapiyi sadece bir tedavi değil, iki insanın birlikte anlam arayışı olarak tanımlıyor.

Sigmund Freud University Vienna’da tamamladığı psikoterapi doktorasıyla uluslararası bir bakış açısı kazanan Cesur, terapi süreçlerinde eklektizme düşmeden bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Ona göre her danışan eşsiz; bu yüzden hiçbir yöntem tek başına yeterli değil. Hipnozdan bağlanma kuramına, travma terapilerinden bağımlılık tedavilerine kadar geniş bir yelpazede çalışan Cesur, her yöntemi danışanın ihtiyaçlarına göre uyarlamayı tercih ediyor.

Toplumun ruh sağlığına dair ön yargıların hâlâ güçlü olduğu bir dönemde, Sadık Cesur, terapiyi bir “insan olma cesareti” olarak görüyor. Mesleki samimiyeti, etik duyarlılığı ve insani farkındalığıyla dikkat çeken Cesur ile psikoterapinin dönüştürücü gücünü, insan ruhunun derinliklerine inmenin zorluklarını ve bir terapistin kendi iç yolculuğunu konuştuk.

RuhsalBedensel.com / Elif Doruk

  • Psikoterapi yolculuğunuza Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olarak başladınız. Bütüncül Psikoterapi, Hipnoterapi ve Şema Terapisi gibi birçok farklı alanda eğitim aldınız. Bu farklı yaklaşımlar sizin terapistlik pratiğinize nasıl bir zenginlik kattı?

Tıptan aldığım analitik bakış açısı, psikoterapideki farklı yaklaşımlarla birleşince hem insanı hem de sorunlarını çok daha bütüncül görebilmeyi öğrendim. Hiçbir zaman tek bir ekole ya da yönteme sıkışmayı doğru bulmadım. Terapistlikte, danışanın bilinçdışı süreçlerine ve ihtiyaçlarına göre yol almayı ilke ediniyorum. Bu bazen analitik, bazen destekleyici bir yaklaşımı gerektiriyor ve itiraf etmeliyim ki, zaman zaman yöntemler arasında “bulanıklaştığımı” hissettiğim anlar oluyor. Bu belirsizlikler, bazen terapiye samimiyet ve insanilik katıyor. Çünkü danışanla birlikte “bilmemek” ve birlikte yol almak, ilişkinin gerçekliğini besliyor. Her şeyin kontrol altında olduğu, steril bir terapi sürecinin gerçekçi olmadığına inanıyorum.

”Bana, her vakada yeniden insan olmayı öğretti”

  • İstanbul Psikoterapi Enstitüsü’nde Dr. Tahir Özakkaş’ın verdiği eğitimler kariyerinizde nasıl bir dönüm noktası oldu? Sizi en çok etkileyen yanı neydi?

Dr. Tahir Özakkaş’ın eğitimleriyle mesleki bakışımda büyük bir dönüşüm yaşadım. Onun bilimsel titizliğiyle insani sıcaklığı birleştirmesi bana “her vakada yeniden insan olmayı” öğretti. Kendi sınırlarımı, önyargılarımı ve bildiklerimi sürekli sorgulamam gerektiğini, hızlı çözümlerden kaçınmanın ve her danışana hak ettiği özeni göstermenin önemini bu eğitimlerde içselleştirdim. En çok etkileyen yanı ise, hiçbir zaman “her şeyi bildiğini” iddia etmemesi ve kendi insani sınırlarını da açıkça gösterebilmesiydi.

  • Sigmund Freud University Vienna’da tamamladığınız Psikoterapi Doktorası, klinik uygulamalarınıza nasıl bir katkı sağladı?

Uluslararası bir ortamda eğitim almak, teorik çerçevemi zenginleştirirken eleştirel düşüncemi de geliştirdi. Klinik uygulamada ise, her yaklaşımın hem evrensel hem de kültüre özgü yanları olduğunu daha net kavradım. Bilimsel araştırma ile pratiği birleştirmenin, etik sorumluluk ve insani farkındalıkla hareket etmenin önemini burada daha da derinleştirdim.

‘Yöntemden çok danışanın ihtiyaçlarını merkeze almak iyileşmenin anahtarı’

  • Farklı terapi yöntemlerine ilginiz büyük. Bu yöntemler arasındaki bağlantıyı nasıl kuruyorsunuz ve hangi durumda hangi yöntemi tercih ediyorsunuz?

Eklektizme düşmeden, ama bütüncül bir bakış açısı geliştirerek her yöntemin güçlü ve zayıf yanlarını iyi analiz etmeye çalışıyorum. Önce danışanın kişilik yapısını, başvuru nedenini ve o anki ihtiyacını anlamaya odaklanırım. Travmalarda bazen hipnoterapi ya da EMDR, ilişkisel sorunlarda şema veya bağlanma temelli yaklaşımlar kullanırım. Yöntemden çok danışanın ihtiyaçlarını merkeze almak, bana göre gerçek anlamda iyileşmenin anahtarı.

  • Terapilerinizde ‘Bütüncül Yaklaşımı’ nasıl uyguluyorsunuz? Bu yöntemin hastalara sağladığı en önemli avantajlar nelerdir?

Bütüncül yaklaşım, insanı bir kutuya sığdırmama cesaretidir. Her danışan eşsiz; tek bir teoriye sıkışmak çoğu zaman gerçek hayatta çalışmıyor. Bütüncül bakış, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri birlikte ele almamı sağlıyor. Bu sayede danışanlarımın sorunlarına klişe çözümler sunmak yerine, kişiselleştirilmiş ve çok boyutlu bir iyileşme yolculuğu tasarlayabiliyorum. Danışana “anlaşıldığını” hissettirmek, gerçek bir bağ kurmak ve terapiyi onun ruhsal temposuna göre şekillendirmek en büyük avantajlar.

  • Cinsel Terapi üzerine aldığınız eğitimler ve bu alandaki tecrübelerinizden bahsedebilir misiniz? Toplumda bu konuyla ilgili hangi yanlış anlaşılmalarla karşılaşıyorsunuz?

Cinsel terapi alanında çalışmasam da, dinamik ve analitik bir terapist olarak cinselliği görmezden gelmek bana eksiklik hissettirirdi. Çünkü çoğu derin psikolojik mesele, ister istemez cinsel yaşama yansıyor ve danışan bunu mesele yapmasa bile terapi odasında sessizce var oluyor. Ancak cinsellik çok hassas bir konu: Danışan hazır olmadığı sürece veya doğru zaman gelmeden bu alanı açmak, utanç ya da suçluluk duygularına ve bazen de mesleki yanlış anlaşılmalara neden olabiliyor.

Ben danışanlara “konuşmak istemiyorum” dediklerinde bunu saygıyla karşılarım. “Hazır değilim” diyenlerde ise, bu isteksizliğin altında bir savunma mı, yoksa gerçek bir tercih mi olduğunu sürecin akışında anlamaya çalışırım. Eğer bir konunun terapötik olarak çalışılması şartsa ve danışan bunu tamamen dışlıyorsa, bunu açıkça dile getirir, ama kararı yine danışana bırakırım. Çünkü terapist olarak sınır ihlalinin ve danışanın temposuna saygı göstermemenin, iyileşme kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

  • Klinik Hipnoz ve İleri Hipnoz Teknikleri üzerine aldığınız eğitimler doğrultusunda hipnoterapinin tedavi süreçlerinde nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?

Hipnoz, popüler kültürde yanlış anlaşılsa da, bilimsel temelli ve etik kullanıldığında çok etkili bir araç. Özellikle dirençli vakalarda, bilinçdışına ulaşmak ve değişimi kolaylaştırmak için hipnoterapiyi kullanıyorum. Ancak hipnoz “sihirli değnek” değil; danışanın güvenliği ve etik sınırlar daima öncelikli. Güçlü bir terapötik ilişki kurulmadan hipnoterapi uygulamamak gerektiğine inanıyorum.

  • Narsistik ve Borderline vakalarla ilgili aldığınız eğitimlerde öğrendiğiniz nesne ilişkileri teorisi, vakaları ele alırken nasıl bir rehber oldu?

Nesne ilişkileri teorisi, kişilik bozukluklarında “etiket koymak” yerine, kişinin iç dünyasındaki ilişki kalıplarını anlamama yardımcı oldu. Narsistik ve borderline danışanlarda, geçmişteki kırılgan ilişkilerin bugünkü davranışlara nasıl yansıdığını görmek, onlarla çalışırken bana hem empati hem de mesafeyi koruma imkânı sağladı. Ancak, bu vakalarda karşı aktarım ve sınır yönetimi riskine karşı her zaman dikkatli olmak gerektiğini de öğrendim.

‘Bağlanma kuramı, bütün psikolojik sorunların temelinde yer alıyor’

  • Özellikle “Bağlanma Kuramı Temelli Psikoterapi” ile ilgili eğitimleriniz sonucunda, bağlanma stillerinin terapi sürecindeki önemi nedir?

Bağlanma kuramı, bana göre neredeyse bütün psikolojik sorunların temelinde yer alıyor. Danışanın kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişki biçimi, terapi sürecinin ana eksenini belirliyor. Güvenli bağlanma geliştiremeyen bireylerde, yakınlık, ayrılık, kaygı gibi temalar terapiye ve günlük yaşama damga vuruyor. Terapi, danışan için hayatındaki ilk “güvenli ilişki” olabilir; bu yüzden bağlanma örüntülerini merkeze alıyorum.

  • Deprem ve travma sonrası ruhsal yaraları sarmak üzerine çeşitli eğitimler aldınız. Bu tür büyük çaplı travmaların bireylerdeki etkileri üzerine neler söyleyebilirsiniz?

Büyük travmalar, bireyin psikolojisinde derin yaralar açar. Deprem gibi kitlesel afetlerde sadece birey değil, bütün toplumun ruh sağlığı etkilenir. Travmanın etkileri bazen hemen, bazen yıllar sonra ortaya çıkar. Travmanın “geçmişte bırakılacak” bir şey olmadığını, kişinin yaşamında yeni bir anlam ve güç bulmasına yardım etmenin esas hedef olduğunu düşünüyorum. Dayanışma, sosyal destek ve hızlı psikolojik müdahale, bu süreçte hayati öneme sahip.

‘Toplumsal önyargılar ve destek eksikliği tedavi sürecinde engel teşkil ediyor’

  • Bağımlılık üzerine aldığınız eğitimler doğrultusunda bağımlılık tedavisinde en önemli zorluklar nelerdir ve yeni tedavi yaklaşımları nelerdir?

Bağımlılık tedavisinin en zor yanı, kişinin motivasyonunun dalgalanması ve toplumdaki damgalama nedeniyle yalnızlık duygusunun artması. Sadece maddeye değil, ilişkilere, teknolojiye, hatta düşünce kalıplarına da bağımlı olunabiliyor. Modern yaklaşımlar, kişinin tüm yaşamını kapsayan bir değişim programı sunmaya çalışıyor. Motivasyonel görüşme, mindfulness ve bütüncül terapi yaklaşımlarının önemi giderek artıyor. Ancak, toplumsal önyargıların ve destek eksikliğinin tedavi sürecinde hâlâ büyük engel olduğunu gözlemliyorum.

  • Psikolojik danışmanlık sürecinde kültürel ve toplumsal faktörlerin rolü sizce ne kadar önemli? Özellikle Türkiye’deki toplumsal yapının terapilere yaklaşımı hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Kültür, terapiyi hem biçim hem de öz olarak belirliyor. Türkiye’de “psikoloğa gitmek zayıflıktır”, “aile sırları dışarı çıkmaz” gibi inançlar hâlâ çok yaygın ve bu, danışanların yardım aramasını geciktiriyor. Terapiye dair toplumsal önyargılar, hem danışanın hem de terapistin işini zorlaştırıyor. Terapistlerin kültürel hassasiyetle çalışması ve toplumsal önyargılara karşı danışanlarını güçlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Aksi takdirde terapi, “batılı bir lüks” gibi görülmeye devam eder.

Sadık Cesur: 'İyileşmek, Bazen Birlikte Bilmemeyi Kabullenmektir'

‘Terapistlik “duygusuzluk” değil’

  • Son olarak psikoterapide danışanlarınıza şifa verirken, kendi ruhsal yolculuğunuzda en çok zorlandığınız noktalar neler oldu ve bunun sizi dönüştürdüğü noktalar oldu mu?

En çok zorlandığım anlar, kendi insani kırılganlıklarımı kabullenmekle ilgili oldu. Bazen danışanın acısı karşısında çaresizlik, bazen de mesleki tükenmişlik yaşadım. Özellikle bazı vakalarda, “başka bir yol bulabilir miydim, danışanı kaybetmeden ilerleyebilir miydim?” sorusunu kendime çok sordum. Fakat terapi odasında çoğu zaman, düşünmeye vaktiniz olmuyor; bazen bir telefonla, birkaç saniye içinde karar verip yanıt vermeniz gerekiyor.

Seanslarda kendi duygusal tepkilerimi fark ettiğimde, bunu inkâr etmeden kabul ediyorum; danışana “Evet, bu beni etkilemiş olabilir,” diyerek, odağı tekrar ona çeviriyorum. Çünkü terapistlik “duygusuzluk” değil, duygularının farkında olup onları yönetebilmek ve sürecin öznesi olmaktan çıkmayacak kadar sınırlarını koruyabilmektir.

Terapist olarak hata yapmamak mümkün değil. Önemli olan, hatanın farkına vardığım anda onu açıkça paylaşmak ve sorumluluğunu almak. Hata paylaşılmadığında, terapötik ilişki ve danışanın güveni ciddi zarar görür. Bu meslekte asıl olgunluk, yaptığı hatayı dürüstçe kabul etmek, danışana saygı göstermek ve süreci birlikte onarabilmektir.

Kendi yolculuğumda, kendimi ve hatalarımı sürekli sorgulamak, danışanın iyiliğini her zaman merkeze almak ve mesleki samimiyet, etik sorumluluk ve insani farkındalıkla hareket etmek, benim için vazgeçilmez oldu.

RuhsalBedensel.com / Elif Doruk

PaylaşGönder

İlişkili Gönderiler

Firdevs Akkaya: ‘Sorunların Çoğu ‘Ben Yeterli Miyim?’ Sorusunda Düğümleniyor’
Söyleşi

Firdevs Akkaya: ‘Sorunların Çoğu ‘Ben Yeterli Miyim?’ Sorusunda Düğümleniyor’

Çiğdem Binnur Yağcı: ‘Hayata Umutla Bak’
Söyleşi

Çiğdem Binnur Yağcı: ‘Hayata Umutla Bak’

Adem Alibaş: 'Yol hipnozu diye bir kavram var'
Söyleşi

Adem Alibaş: ‘Yol Hipnozu Diye Bir Kavram Var’

Sonraki Yazı
Kırık Cam Teorisi

Kırık Cam Teorisi

Duygusuzluğun Merhameti, Duygusallığın Acımasızlığı

Duygusuzluğun Merhameti, Duygusallığın Acımasızlığı

Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın

Çağın Hastalığı Diyabet Tadınızı Kaçırmasın

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Instagram

Önerilen

Kurban Bayramında Et Alerjisine Dikkat

Kurban Bayramında Et Alerjisine Dikkat

56 yıl önce
Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi

Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi

56 yıl önce
Çocuklarda Elektrikli Diş Fırçası Kullanımı Doğru Mu

Çocuklarda Elektrikli Diş Fırçası Kullanımı Doğru Mu?

56 yıl önce
Her Şeye Veda Ederken Bulmak

Her Şeye Veda Ederken Bulmak

56 yıl önce

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster

Öne Çıkanlar

Özlem Sönmez’den İçsel Dönüşüm Ve Şifa Yolculuğu: ‘Nasıl İyileştim?’

‘Meme Kanseri, Sağlıksız Yaşam Tarzı Alışkanlıklarından Kaynaklanıyor’

Dijital Bağımlılık Beynin Ödül Sistemini Hedef Alıyor

Parkinson Hastalığı Tedavisinde ‘Beyin Pili’ Yöntemi

Fibabanka’dan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ile ‘Longevity’ Deneyimi

‘Z Kuşağı’nda Genetik Beyin Gerilemesi İddialarının Bilimsel Dayanağı Yok’

Trendler

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır
Yazılar

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır

Yazar ruhsalbedensel
0

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır - Etingü Dönmez Durgun yazdı... İnsan yalnızca biyolojik bir varlık değildir; onu...

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?

E-Devlet Üzerinden De Organ Bağışı Yapabilirsiniz

E-Devlet Üzerinden De Organ Bağışı Yapabilirsiniz

Özlem Sönmez’den İçsel Dönüşüm Ve Şifa Yolculuğu: 'Nasıl İyileştim?'

Özlem Sönmez’den İçsel Dönüşüm Ve Şifa Yolculuğu: ‘Nasıl İyileştim?’

'Meme Kanseri, Sağlıksız Yaşam Tarzı Alışkanlıklarından Kaynaklanıyor'

‘Meme Kanseri, Sağlıksız Yaşam Tarzı Alışkanlıklarından Kaynaklanıyor’

Ruhsal Bedensel

Birbirini besleyen ‘Ruh’ ve ‘Beden’in sağlıklı gelişimine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Takipte Kalın…

  • Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır
  • Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?
  • E-Devlet Üzerinden De Organ Bağışı Yapabilirsiniz

Kategoriler

  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Genel

© 2026 Tüm Hakları Saklıdır.

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Sonuç bulunamadı
Tümünü Göster
  • Ana Sayfa
  • Ruhsal
  • Bedensel
  • Haberler
  • Yazılar
  • Videolar
  • Kültür
  • Söyleşi
  • Fikir Al & Ver & Paylaş
  • Forumlar

© 2026 Ruhsal Bedensel Tüm Hakları Saklıdır..